TAM KUSURLU SÜRÜCÜNÜN ÖLÜMÜYLE SONUÇLANAN TRAFİK KAZALARINDA DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI

***TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU VERİLERİNE GÖRE ÜLKEMİZDE HER YIL ORTALAMA 3800 KİŞİ TRAFİK KAZASI SONUCUNDA OLAY YERİNDE HAYATINI KAYBETMEKTEDİR. YARALANMA SONUCU ÖLÜMLERİ DE DAHİL ETTİĞİMİZDE BU SAYI 10.000’İ BULMAKTADIR. TRAFİK KAZALARINDA HAYATINI KAYBEDENLERİN %42.8’İNİ İSE SÜRÜCÜLER OLUŞTURMAKTADIR. 

 

***HALK ARASINDAKİ YAYGIN KANININ AKSİNE, ARAÇ SÜRÜCÜSÜ YAKININIZ, HAYATINI KAYBETTİĞİ TRAFİK KAZASINDA 8/8 KUSURLU OLSA BİLE, SİZ DESTEĞİNDEN YOKSUN KALANLARIN SİGORTA ŞİRKETLERİNDEN TAZMİNAT ALMASI MÜMKÜNDÜR.

 

***YAPTIĞINIZ TAZMİNAT MÜRACAATLARININ SİGORTA ŞİRKETLERİ TARAFINDAN REDDEDİLMESİ, SİZİN TAZMİNAT HAKKINIZIN OLMADIĞI ANLAMINA ASLA GELMEZ. HAKKINIZI MAHKEMELERDE ARAMAKTAN ASLA ÇEKİNMEYİNİZ.

 

-KONUYA İLİŞKİN YARGITAY 17.HUKUK DAİRESİ’NİN 30.09.2014 T. 2013/11224 E. 2014/13055 SAYILI KARARI EMSAL OLMASI BAKIMINDAN AŞAĞIDA SUNULMUŞTUR.

 

Kazasız günler dileriz.

 

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacı Hatice vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

-K A R A R-

 

Davacı vekili, davalıya trafik sigortalı aracın davacılardan Sebahattin ve Huriye’nin desteği olan Teksin’in sevk ve idaresinde iken meydana gelen tek taraflı kazada davacıların destekleri olan Teksin ve Selam’ın hayatlarını kaybettiklerini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı Sebahattin ve Huriye için 2.500’er TL, Hatice için 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.06.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini Sebahattin ve Huriye için 12.779,47’şer TL, Hatice için 16.407,55 TL’YE YÜKSELTMİŞTİR.

 

Davalı sigorta şirketi vekili, davanın REDDİNİ SAVUNMUŞTUR.

 

Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacı Hatice’nin davasının kısmen kabulü ile 16.407,55 TL tazminattan 1/4 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak 12.305,67 TL; Sebahattin ve Huriye’nin davasının kabulü ile, ayrı ayrı 12.779,47 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı Hatice vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından TEMYİZ EDİLMİŞTİR.

 

1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen aktüerya bilirkişisi raporunda belirtilen destek tazminatına ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarına, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağına; dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğine; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına (HGK’nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, HGK’nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar sayılı ilamları uyarınca) göre davalı sigorta şirketi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİ GEREKMİŞTİR.

 

2- Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı İSTEMİNE İLİŞKİNDİR.Davalı sigorta şirketi vekili, bilirkişi raporuna itirazını içeren 27.07.2010 tarihli dilekçesinde davacı Hatice’nin desteği Selam’ın hatır için taşındığını, bu nedenle tazminattan indirim yapılması gerektiğini savunmuş; mahkemece, araçta Selam’ın misafir yolcu olması nedeniyle olayda hatır taşıması bulunduğu kabul edilerek davacı Hatice yönünden hesaplanan tazminattan 1/4 oranında takdiren indirim yapılarak bakiye MİKTARA HÜKMEDİLMİŞTİR.

 

Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK’nın 43 üncü maddesi (6098 sayılı TBK md. 51) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse YARGITAY içtihatlarında benimsenmiş ve YERLEŞMİŞ BULUNMAKTADIR. Hatır taşımasından ya da kullanmadan sözedebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız TAŞINMIŞ OLMALIDIR. Taşınan veya kullananın yararının sözkonusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenceden İNDİRİM YAPILACAKTIR. Bu bakımdan hatır taşıması ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun SAPTANMASI ÖNEMLİDİR. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır TAŞIMASINDAN SÖZEDİLEMEYECEKTİR. Hakim, tazminattan mutlaka belli bir oranda indirim yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini GÖSTERMESİ GEREKİR. Mahkemece, taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartları gözönüne alınarak araştırma ve inceleme yapılması, BK’nın 43 üncü madde hükmüne göre tazminattan indirim yapılıp yapılmayacağı karar yerinde tartışılması, sonucuna göre hüküm TESİSİ GEREKMEKTEDİR.

 

Somut olayda; müteveffa Teksin’in Ilgın sanayisinde oto tamirci dükkanının olduğu, Selam’ın Teksin’in dükkanında çalıştığı, işe birlikte gidip geldikleri yönündeki tanık anlatımları, kazanın Pazartesi günü sabah 06:15’de meydana geldiğini gösteren kaza tespit tutanağıyla birlikte değerlendirildiğinde, destek Selam’ın işe gitmek üzere Teksin’in aracına BİNDİĞİ ANLAŞILMAKTADIR. Hatır taşımasından söz edebilmek için, taşımanın menfaat karşılığı olmaması gerektiğinden, mahkemece hatır taşımasının bulunduğu gerekçesiyle tazminattan indirim yapılmış olması DOĞRU GÖRÜLMEMİŞTİR.

 

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Yapı Kredi Sigorta AŞ. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Hatice Çevirgen vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 2.562,23 TL kalan harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı Hatice Çevirgen’e geri verilmesine, 30.09.2014 gününde üye E.S.Baydar’ın karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA KARAR VERİLDİ.

 

KARŞI OY

 

Uyuşmazlık, 2918 sayılı KTK.dan doğan, tehlike sorumluluğu nedeniyle sürücünün vefatı halinde desteğinden yoksun kalanların tazminat taleplerinde, ölen desteğin müterafik kusurunun tazminattan indirim sebebi teşkil edip etmeyeceği, desteğin kusurunun işleten ve araç ZMSS.ini düzenleyen sigorta şirketini ne şekilde ETKİLEYECEĞİNE İLİŞKİNDİR.

 

Konuyla ilgili yasal düzenlemeler gözden geçirildiğinde;

 

6098 sayılı TBK.nun 51/1 maddesinde “Hakimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözönüne alarak belirleyeceği”,

 

TBK. 52/1 maddesinde ” zarar görenin zararı doğuran fiile razı olması veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olması veya tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırması halinde hakim tazminatı indirebileceği veya tamanen kaldırabileceği”,

 

TBK 53/3 maddesinde “ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların” ölüm halinde uğranılan zararlardan bulunduğu,

 

2918 sayılı KTK 85/1 maddesinde “Bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşübbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı”,

 

2918 sayılı KTK 85/son maddesinde ” işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu”, olduğu,

 

2918 sayılı KTK 86/2 maddesinde ” sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, kazanın oluşumunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse hakimin durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebileceği”,

 

2918 sayılı KTK 91/1 maddesinde “İşletenlerin, bu Kanununun 85 inci maddesinin 1 fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu” bulunduğu,

 

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, “Sigortanın Kapsamı” başlıklı A.1 maddesinde “sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği… ” öngörülmüştür.

 

Destekten yoksunluk tazminatı, ölüm nedeniyle ortaya çıkan, miras hukukundan bağımsız, yansıma yoluyla uğranılan maddi zararın tazmini amacını güden BİR TALEPTİR.(Emre Gökyayla S:46 vd)

 

Kusursuz sorumlulukta tazminat belirlenirken aksi öngörülmemişse (TBK 49 vd) kusura dayanan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı doktrinde ve yargısal İÇTİHATLARDA BENİMSENMEKTEDİR. Tazminatta indirime sebep olan TKB 51, 52 madde hükümleri, kusursuz sorumluluk hallerinde takdir edilecek tazminatlarda da indirim sebebi teşkil edecektir (K.Oğuzman- T.Öz Borçlar Hukuk Genel Hükümler S:131, F.Eren Borçlar Hukuku Genel Hükümler S:7, 728, H.Nomer Haksız Fiil Sorumluluğundan maddi tazminatın belirlenmesi S:77).

 

Sorumluluğun tehlike esasına dayanmasında da müterafık kusurun indirime engel teşkil etmeyeceği, zarar görenin müterafik kusurunun dikkate alınacağı 2918 sayılı Yasanın 86/2 maddesinde de AÇIKÇA VURGULANMIŞTIR.

 

TBK 52 nci maddesinde öngörülen müterafik kusur, zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına yaptığı katkı olup mağdur, zarar veren şahsın hal ve mevkini ağırlaştırdığı için hakim tazminatı indirmekte VEYA KALDIRMAKTADIR.

 

Nitekim, Federal Mahkeme de sigorta şirketinin, ölen desteğin kazanın oluşumundaki kusur oranında ödemesi gereken tazminat tutarında İNDİRİMİ UYGULAMIŞTIR.

 

Bu noktada destekten yoksunluk tazminatının bağımsız hak niteliğinin, müterafik kusur uygulamasına etkisinin ne olduğu ÖNEM KAZANMAKTADIR.

 

Destekten yoksun kalma tazminatının, destekten intikal eden bir hak olmaması, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bir davada müterafik kusur nedeniyle tazminatın indirilmesi veya kaldırlmasına ENGEL DEĞİLDİR. Bu açıdan BAĞIMSIZLIK BULUNMAMAKTADIR. Bizzat ölenin tazminat talep etmiş olması halinde ortaya çıkacak hukuki sonuçtan daha farklı bir durum yaratılamaz. Desteğin fiil ve davranışları TBK 51, 52 maddesi gereğince destek görenlerin tazminat talepleri bakımından gözönünde tutulur (Gökyayla S.46).

 

Destekten yoksun kalma tazminatında müterafik kusurun dikkate alınmasında şu ölçütten HAREKET EDİLMELİDİR. Zarar gören, destek kendisi tazminat talep etme imkanına sahip olsaydı kusuru sebebiyle tazminatta indirim yapılacak idi ise, destek görenler lehine takdir edilecek tazminatta da İNDİRİM YAPILMALIDIR. Nasıl ki, desteğin ölümü sebebiyle meydana gelen zararın yansıma yoluyla destek görenleri etkilediği kabul ediliyorsa, desteğin tazminattan indirime sebep olacak davranışlarının da aynı şekilde destek görenlere yansıtılması kabul edilmelidir (Gökyayla S 252).

 

Diğer taraftan, zarar görenin kusurlu davranışıyla zararın ortaya çıkmasına veya artmasına sebebiyet vermesi halinde tazminat miktarının indirimine sebep olmasının temelinde dürüstlük KURALI BULUNMAKTADIR. Bir kimsenin hem uğradığı zarara veya uğradığı zararın artmasına sebep olması, hem de bunun tamamını bir başkasından istemesi hukuki açıdan DOĞRU DEĞİLDİR. Kişinin kendi kusurunun sonuçları başkasının sırtına yüklenemez(Gökyayla S.252 Nomer S.87). Aksinin düşünülmesi, dürüstlükle bağdaşmayacağı gibi çelişkili davranış yasağına DA GİRMEKTEDİR.

 

Alman Hukukunda BGB 846 hükmü gereği, tehlike sorumluluğundan doğan bir haksız fiil sonucu yaralanan veya ölenin desteğinden yoksun kalan 3.kişilerin, tehlike sorumluluğu esaslarına göre sorumlu olan kişiye karşı yöneltikleri tazminat taleplerinde yaralanan veya ölenin birlikte kusuru DİKKATE ALINMAKTADIR.

 

İsviçre Hukukunda desteğin kusurunun, destek görenlerin tazminat alacaklarını olumsuz yönde etkileyebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte, doktrinde tazminat miktarının belirlenmesinde mağdur-desteğin müterafik kusurunun mutlaka dikkate alınacağı kabul edilmektedir (Oser, Schönenberger, Das Obligationenrecht. Art 1-183).

 

İsviçre Fedaral Mahkemesi de, sigorta şirketinin mevcudiyeti halinde ölen desteğin kusurunun davacı tarafın tazminat miktarında evleviyetle dikkate alınacağını vurgulayarak sigorta yoluyla korumanın söz konusu olduğu hallerde sigorta şirketini genel hukuk normları üzerinde sorumlu tutmanın söz konusu olamayacağını, davalı sigorta şirketinin ölen desteğin müterafik kusuru oranında tazminat talebinden indirim isteyebileceğine hükmetmiştir (BGE 113 11 328, Prof Dr Saibe Oktay Özdemir – Hukuki Mütalaa).

 

Desteğin ölümü nedeniyle meydana gelen zararın yansıma yoluyla destek görenleri de etkilediği nasıl kabul ediliyorsa desteğin tazminattan indirime sebep olacak davranışların da aynı şekilde destek görenlere yansıyacağı (Gökyayla S.252, Tekinay-Akman- Burcuoğlu-Altop S.650) Türk Hukuk Doktrininde genelde KABUL GÖRMEKTEDİR.

 

Konunun ZMSS yönünden incelenmesinde de, 2918 Sayılı KTK 85/1, 91/1 ve ZMSS Genel Şartlarının A.1 maddesi hükümlerinden de anlaşıldığı üzere sigortacının (ZMSS) sorumluluğuna gidilebilmesi için;

 

A- Bir sigorta sözleşmesi bulunması,

B- Bir zararın gerçekleşmesi,

C- İşletenin 2918 Sayılı KTK 85/1 maddesine göre sorumlu OLMASI GEREKMEKTEDİR.

 

Zorunlu trafik sigortasında sigortacının sigorta sözleşmesinin gereği olarak zarar görene karşı sorumluluğundan söz edebilmek için işleten, motorlu aracın işletilmesinden KTK.85/1 maddesine göre (tehlike sorumluluğu) SORUMLU OLMALIDIR. İşletenin sorumluluğunun bulunmadığı durumda sigortacının sorumluluğu da söz konusu değildir (Çetin Aşçıoğlu- Trafik Kazasından Doğan Hukuk ve Ceza Sorumlulukları 2008 baskı Sayfa 134).

 

Sorumluluk sigortası türlerinden biri olan Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS.de sigorta ettiren durumunda olan işleten ve onun gibilerin, motorlu araçların neden oldukları zararlardan dolayı kendilerine düşen hukuki sorumluluğu sigortacı belirli limite kadar karşılamakla yükümlü olup, sigortacının sorumluluğu işletenin hukuki sorumluluğu ile EŞ DEĞERDİR. Sigortacı ondan fazlasından SORUMLU DEĞİLDİR. Zira bir meblağ sigortası olmayan sorumluluk sigortası sadece olaydan zarar görenlerin gerçek zararlarını giderme ve zarardan sorumlu olan işleten ve onun gibilerin mal varlığındaki bu tazminat ödemesi nedeniyle oluşacak eksilmeyi önleme amacına yönelik bir pasif SİGORTA TÜRÜDÜR. Oluşan bir trafik kazası sonucu ölen işleten- sürücünün desteğinden yoksun kalan hak sahiplerinin sorumluluk sigortacısına karşı yöneltebilecekleri yansıma yoluyla oluşan zarar işletene karşı ileri sürülebilecek tutardan fazla ve ayrı olması MÜMKÜN DEĞİLDİR.

 

İşletenin trafik kazası sonucu ölümü durumunda kusurlu olsa dahi kendisinin desteğinden yoksun kalanlara tazminat yükümlülüğü doğmayacaktır (Işıl Ulaş, Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku 8.baskı sayfa 941).

 

Sorumluluk sigortalarında destekten yoksun kalanın sigortacıya karşı doğrudan doğruya bir talep HAKKI BULUNMAMAKTADIR. Zira bu tür sigortalarda sigorta ettiren kendi mamelekinde vukua gelecek muhtemel bir azalmayı teminat ALTINA ALMAKTADIR. Burada riziko, sigorta ettirenin mamelekinde vukua gelecek EKSİLME İHTİMALİDİR. Zarar gören lehine şart koşulan kimse durumunda olmadığından 3.şahsın sigortacıya karşı bir talep hakkı yoktur (Gürsoy-Sigorta Hukuku sayfa 154, Bozer- Sigorta sayfa 255, Tekinay-sayfa 106, Karayalçın-İşletme Kazaları sayfa 65).

 

Destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinde ölenin davranışının müterafik kusur teşkil edip etmeyeceği, destekten yoksun kalanlara desteğin kusurunun yansıyıp yansımayacağı hususunda YARGITAY uygulamasına gelince;

 

YARGITAY 4. Hukuk Dairesi, desteğin kusuru oranında tazminattan indirim yapılması gerektiği görüşünü sürdürmektedir (4 HD 2010/110825 E 2012/665 K sayı 23.1.2012 günlü karar).

 

YARGITAY 11. Hukuk Dairesi 2007 yılına kadar bir kısım kararlarında ölümle sonuçlanan trafik kazalarında destekten yoksun kalma tazminatı nedeniyle ZMSS’e başvurulması halinde tazminat miktarı tesbit edilirken zarar görenin müterafik kusuru oranında indirim yapılması gerektiği içtihat edilmişken bu tarihten sonraki bir kısım kararlarda davacıların 3.kişi olmaları nedeniyle miras hukukundan bağımsız olan destekten yoksun kalma tazminatı istemlerinde desteğin kusurunun tazminattan indirim neden olmaması ilkesi benimsenmiş, daha sonra 2008 ve 2009 yılında verilen kararlarda yine destekten yoksun kalma tazminatlarında mülga BK 44/1 maddesinin uygulanması gereğine değinilmiş, Dairenin bu yöndeki uygulaması iş bölümü nedeni ile bu nitelikteki davalarda görevinin sona erdiği 2009 yılına kadar DEVAM ETMİŞTİR.

 

YARGITAY 17. Hukuk Dairesi de ZMSS.nin taraf olduğu destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davalarda iş bölümü nedeniyle görevlendirildiği 2008 yılından itibaren YARGITAY Hukuk Genel Kurulunun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas 411 Karar sayı ve 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar sayılı kararlarlarına kadar destekten yoksun kalma tazminatlarında mülga BK 44/1 maddesi hükümlerini uygulayarak YARGITAY 11 Hukuk Dairesinin bu yöndeki son uygulamasını sürdürmüş, daha sonra HGK kararları doğrultusunda desteğin kusurunun tazminattan indirim nedeni olamayacağı yönünde kararlar vermiş olup Dairece halen uygulama bu yönde DEVAM ETTİRİLMEKTEDİR.

 

Hukuk Genel Kurulunun yukarıda tarih ve sayıları belirtilen kararlarında ve daha sonraki bir kısım kararlarında trafik kazasında tam veya kısmı kusurlu sürücünün desteğinden yoksun kalanların ZMSS.den müterafik kusur indirimi yapılmaksızın destekten yoksun kalma tazminatı İSTEYEBİLECEKLERİ YÖNÜNDEDİR.

 

Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde;

 

Davalıya ZMSS poliçesiyle sigortalı araç sürücüsü Teksin Çevirgen’in araçla geçirdiği ve 8/8 oranında kusurlu bulunduğu trafik kazası sonucu vefatı üzerine sürücünün desteğinden yoksun kaldıklarını iddia eden davacılar Huriye Çevirgen ve Sebahattin Çevirgen tarafından davalı ZMSS aleyhine destekten yoksun kalma tazminatı davası açılmış,

 

Davalı davanın reddi savunmuş,

 

Yargılama sonucunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş,

 

Kararın davalı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda yazılı gerekçeyle yerel mahkeme KARARI ONANMIŞTIR.

 

Sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılamıyorum.

 

Tehlike sorumluluğunda tazminatın tayini kusur sorumluluğundaki kuralllara bağlı bulunduğundan TBK 52/1 maddesinde öngörülen desteğin müterafik kusuru tazminatın tayininde DİKKATE ALINMALIDIR.

 

Destekten yoksun kalma tazminatının miras hukukundan ayrı, bağımsız bir hak olması, desteğin müterafik kusurunun ileri sürülmesine ENGEL DEĞİLDİR. Desteğin kendisinin talep etmesi halinde nasıl müterafik kusur tazminattan indirimi gerektiriyorsa, yansıma yoluyla zarara uğrayan davacılar yönünden de aynı şekilde desteğin kusurunun kendilerine yansıması, bu nedenle sigorta şirketine karşı ileri sürülen tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmasını gerektirir.

 

Olayda destek 8/8 oranında kusurlu bulunduğundan, işletene izafe edilmesi gereken işletme kusurunun varlığı da iddia ve ispat edilmediğinden, davalı ZMSS işletenin sorumluluğunu üstlendiğinden, desteğin kusuru kendilerine yansıyan davacıların tazminat istemleri TBK 52/1 maddesi gereğince TAMAMEN KALDIRILMALIDIR.

 

Aksi düşüncenin kabulü hukuk düzeni içinde kendi ölümünden sorumlu olmayan desteğin, destek olduğu kişilere karşı sorumluluğunun devam ettirilmesi anlamına gelmektedirki bu durumda destek görenlerin ölenin mirasçılarına karşı bu talep hakını yöneltmelerine imkan vermek gibi kabul edilemez bir durum ORTAYA ÇIKMAKTADIR. (Prof Dr Saibe Oktay Özdemir- Hukuki Müteala)

 

Diğer taraftan amacı, kaynakları ve giderleri 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda belirlenen, bu yasa kapsamında faaliyet gösteren bir özel hukuk tüzel kişisi olan davalı sigorta şirketini Sosyal Güvenlik Kurumu gibi görmek, kamu kurumu niteliği tanımak da sigorta hukuku İLKELERİNE AYKIRIDIR.

 

Açıklanan yasal düzenlemeler, bilimsel görüşler ve yargı kararları karşısında davalı sigorta şirketinin temyiz isteminin reddiyle davacılar Huriye Çevirgen ve Sebahattin Çevirgen tarafından açılan dava reddedilmek üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken davalı sigorta şirketinin temyiz isteminin reddiyle yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.

Bu iletişim formu ile yapacağınız yazışma, en yüksek şifreleme (TLS) standartları kullanılarak iletilmekte olup, Avukatlık Kanunu gereğince “meslek sırrı” olarak korunur.

Adınız Soyadınız

E-posta Adresiniz

Telefon Numaranız

Sorunuz